18 Ağustos 2015 Salı

Motosikletle KARADENİZ Kıyısı :- İstanbul....Artvin

4.Gün/Day 4 :04.08.2015  Salı/Tuesday
MOTOSİKLETLE KARADENİZ Gezisi / By MOTORCYCLE to the BLACK SEA
Giresun>>Şebinkarahisar>>Şirvan>>Gümüşhane>>Maçka (Trabzon)  (360 km)

Otelimizde kahvaltımızı yaptık. 08:30 teker dönecek şekilde hazırlanıyoruz. Bugün de güneşli ve güzel bir gün. Dışarısı sıcak. Klimatize edilmiş kahvaltı salonunda temiz ve kibar bir kadıncağızın desteği altında kahvaltımızı tamamladık. Motorun iç çantalarını ve malzemelerimi peyderpey motorumu park ettiğim otoparka taşıdım ve yerleştirdim.

Bugünkü etap motosiklet için özellikle seçilmiş güzel virajlı yollar. Hedefimiz Trabzon ‘un Maçka ilçesi ama sahil yolunu kullanmayacağız. Işıl motosikletini burada bırakmaya karar verdi. Haluk Hızlan ‘ın artçısı olarak seyahat edecek ve dönüş yolunda tekrar Giresun ‘a uğrayıp motorunu park ettiği otoparktan alacak. Gerekli bilgilendirmeler yapıldı.Bu arada otoparkçılardan önemli uyarı: ‘Cuma gününden önce gelin, yoksa bina yıkılmaya başlanacak, motosiklet filan kalmaz !!!’

Hepimiz motorlarımıza bindik ve en yakın benzincide buluştuk. Toplam 12 motor / 15 kişiyiz. Benzin aldık ve Uğur Hocamız benzincide sürüş planını ve grupları açıkladı. Biz Haluk Hızlan ‘ın önderliğinde Egemen, Serdar, Can ve ben toplam 5 motor/6 kişiyiz.

Giresun ‘un yaklaşık 4-5 km doğusundan Şebinkarahisar ‘a yol ayrılıyor. O yola daldık. Ağaçlar arasında, bir çayın vadisinde içeriye doğru motor sürdük. Gözlemli sürüş yapıyoruz. Önde Egemen ve Serdar var. Arkaya doğru ben ve en arkada Can. Tatlı tatlı, fazla yoğun olmayan trafikte ve yer yer zemin çalışmaları olan gelişli gidişli olan yolda sollamalar yaparak ilerliyoruz. Kimi zaman trafik duruyor bizler soldan süzülüp geçiyoruz.
Yaklaşık 40-45 km sürüş sırasında Eğitmenimiz Haluk önce Egemen ‘i sonra Serdar ‘ı gözlemledi. Yol üzerinde, tam bir firketenin ucunda, küçük bir köy bakkalının önünde durum kritiği yapıldı. Sollama ağırlıklı geçen bu bölümde fırsatların kollanması ve değerlendirilmesi üzerinde duruldu. Yoğun araç trafiğinde fırsatları yakalayıp sisteme uygun olarak sollama yapmak önemli kazanç. Aksi takdirde sürüşün akıcılığı ve çabukluğu  aksıyor.

Bu noktadan sonra ben başa geçtim. Haluk beni gözlemlemeye başladı. Zemin asfalt değil. Virajları olan bir tırmanış. Yolun banketinde mıcır ve kırma taş serilmiş. Ancak yolun sathı tutucu. Çabuk ilerledik. Hatta Işıl, Haluk ‘un arkasında zaman zaman ‘Allahım sana geliyorum ‘ diye feryat ediyormuş. Biraz hızlı kaçtım galiba.

Ben ve Can:- arka planda Tamdere Köyü

Yol kenarında durduğumız yer.

Işıl, ben ve Can- arka planda Tamdere Köyü
Böylece Tamdere Köyü (?) ‘nü tepeden gören bir kahvehaneye geldik. Motorlarımızdan inerek durum değerlendirmesi ve sürüş kritiği yaptık. Buradaki kahvede güzel çaylarımızı ve kahvelerimizi içerek rahatladık. Kahveler tek tek yapılıyordu. Kahvecinin donanımı ancak tek kahve yapmaya yeterliydi. Haluk Hızlan ‘ın yorumu fırsatları değerlendirmekte ve virajlarda iyi ancak güvenli sürüşü gözeterek daha yavaş sürmem gerektiği yönünde.
Bu sürüş sırasında “Gölgemi gözle” lafı üretilmiş oldu.
Durduğumuz yol kenarından Tamdere Köyü.
Tamdere Köyü ve sağda görünen HES tahribatı
Burada yaklaşık 40 dakika kaldık. Aşağıda güzel bir vadi var. Vadinin diğer yakasında Tamdere Köyü kurulmuş. Hemen yanı başında ise bir HES var. Henüz inşaat sonrası tarazlanmış ve aşındırılmış doğa gözler önünde. Yemyeşil güzel bir vadi gözümüzü alıyor.

Kalkmadan önce diğer grup da Uğur Ertekin önderliğinde varış yaptılar. Onlar da gözlemli sürüşün mütalaası için yan masaya yerleştiler. Bu arada Can bir motosikletli İsviçreli buldu ve Uğur Hoca ‘ya tanıştırmaya getirdi. Uğur Hoca daha bir gün önce İsviçrelileri nasıl sevdiğini (!) anlatmıştı. Bir gümrük geçişinde artçısı Asiye ‘ye nasıl kötü davrandıklarını hatırlayarak bizlere anlatmıştı.

Şebinkarahisar ‘a doğru sürüş yapıyoruz. En önde Can var. Hemen arkasında gözlem yapan Haluk Hızlan ve artçısı Işıl. Ben de onları yakın takipteyim. Haluk Hoca ‘nın sürüşünü izleyerek feyz almaya çalışıyorum. Bu arada tırmanış bitti gibi. Can ‘ın şansına yolun bu bölümü fazlasıyla bozuldu. Yer yer olan satıh bozukluğu adeta yolun genel karakteri oldu. Böylece Eğribel Geçidi ‘ne geldik ve soluklanmak ve anı dondurmak için indik.

Serdar, Haluk Hızlan, Can ve sağdaki grup ben, Işıl ve Egemen.
Sürüşümüz devam etti. Şebinkarahisar ‘a vardık. Sıcak mı sıcak. Buranın pazarı var sanki.
Caddeler, meydanlar kalabalık. Çok uzaklardan görünen Hisar yüksekçe bir tepenin üzerinde kurulmuş. 360 derece görüş açısıyla Şebinkarahisar ‘a yaklaşanları takip eder gibi. Yemek yiyecek yer bakıyoruz. Şehrin içi fena durumda. Kalabalık, sıcak ve boğucu.
Şehrin bir parça dışında iyi bir kır lokantası olduğunu öğrendik ve oraya gittik.
Bahçesi olan yol kenarında bir lokanta. Gayet güzel. İndik, soyunduk ve serinledik.
Yemeklerimizi sipariş ettik. Saçta kavurma, et gibi şeyler burada güzelmiş.Diğer grubu da bekliyoruz. Haluk onlara nerede olduğumuz bilgisini telefonla verdi.

Uzunca bir yemekten sonra kahveleri de içip kalktık. Önce Şebinkarahisar ‘a doğru sürdük sonra dışına çıkarak Şirvan, Kelkit yolunu tuttuk. Yollar daha düzgün oldu. Satıh asfalt, virajlar azaldı. Tam yemek sonrası rahatlatıcı bir sürüşle yollardayız. Bir süre sonra Şirvan ‘ın tam karşısında, Kelkit karayolu üzerinde bir yerde oturduk. Burada yörenin ürünlerinden erik pestili ve köme var. Köme cevizli sucuğun buradaki adı. Ayrıca benzeri ürünler de mevcut. Hem çayımızı içtik hem de köme aldım. Motorun çantasına koydum. Umarım bozulmadan İstanbul ‘a kadar taşırım. Kısa bir süre sonra diğer grup önümüzden aktı geçti. Onlara el salladık.

Kısa bir süre sonra kalktık; hazırlandık. Haluk Hızlan ve artçısı Işıl ‘ın liderliğinde Kelkit ‘e doğru sürdük. Tam Kelkit dönüşünde bu defa Can ‘ı çenesinden arı soktu, yol kenarında kısacık durduk. Biraz kızardı çenesi; acısını kendi biliyor.

Rotamız Kuzey ‘e döndü. Gümüşhane, Torul ve Ziganlar üzerinden Maçka ‘ya doğru gidiyoruz. Yollar çok güzel. Fazla araç da yok. Öğleden sonranın tatlı güneşi ve ışığında
Gümüşhane ‘ye girdik. Sağı solu dağlarla çevrili güzel bir kent. Büyük değil. İçinden geçen karayolu geniş ve otoyol tarzında yapılmış. Ancak sağdan soldan giriş çıkışlar var. Dikkatli ve tedbirli sürüş yapıyoruz. Solda bir benzinciden benzin aldık. Biraz dinlendik ve oyalandık. Gümüşhane ‘den çıktıktan sonra nefis bir yoldan Torul ‘a doğru aktık.

Diğer grupla birleşme düşüncemizi uygulayamadık. Zigana Geçidi ‘ni keyifle, mutlulukla ve adrenalinle aştım. Hakikaten geçen seneki uzun Özbekistan yolculuğu da dâhil son iki yılda böylesine enfes yol kat etmemiştim. Bu arada Sevgili Işıl Haluk Hızlan ‘ın artçısı olarak telefonuyla video çekiyor. Beni genellikle çekmiş ve sonrasında da bol bol anlattı. Zirveden aşağıya inmeye koyulduk. Durağımız Hamsiköy. Hamsiköy ‘de sütlaç meşhurmuş. Tabii ki yedik afiyetle.

Hamsiköy 'de meydandaki metruk ev.















Hamsiköy 'den yaylalara bakış
Bir süre Hamsiköy ‘de sütlaç yiyip çay içtik. Sonra ver elini yayla yollarından Maçka.
Maçka ‘da Grand Sümela oteline yerleştik. Otel tam şehrin ana caddesi üzerinde. Akşam kalabalığında motorlarımızı hemen otelin önündeki geniş tretuvara park ettik. Otel büyük ve turistik bir otel. Çoğu turist Sümela için gelip Maçka ‘da konaklıyor. Burayı tipiktir
Andorra Prensliği ‘nin şehir merkezine benzettim. 2010 ‘daki Carpe Diem turumuzun bir durağı da Andorra ‘ydı. Dağlar arasına sıkışmış, dağların gölgesi altında kahverengi, insan yoğunluğu ve cıvıltısı bol bir görüntü…

Odama yerleştim. Güzel bir duş ve sonra otelin restoranına yemeğe indim. Akşam yemeği servisi 21:30 ‘da son buluyormuş. Açık büfe sunulan yemeklerden bolca salata alarak karnımı doyurdum. Motosiklet gezileri aslında vücut için pek avantaj sunmuyor. Yedikçe yeniyor, içtikçe içiliyor.

Yemek sonrası aşağıda, lobide oturmakta olan Art Riding Grup üyelerine katılıp, biraz sohbet ettik. Bir süre sonra günün yorgunluğu ve uyku.


Motosikletle KARADENİZ Kıyısı :- İstanbul....Artvin

3.Gün/Day 3 :03.08.2015  Pazartesi / Monday
MOTOSİKLETLE KARADENİZ Gezisi / By MOTORCYCLE to the BLACK SEA

Sinop >>> Giresun   (375 km)


Sabahleyin Tepe Hotel ‘de uyandık. Güneşli, güzel bir gün. Dünün yağmurundan eser yok.
Yağmur kıyafeti iyi olunca üstüm başım fazla ıslanmamıştı. Gayet iyi bir durumdayım. Kahvaltıya indim. Otelin kahvaltı salonunda diğer arkadaşları selamladım, kahvaltımı doyurucu bir şekilde tamamladım.

Son hazırlıklarımı da yaptıktan sonra motorun çantalarını yerleştirip sürüşe hazır olarak beklemeye başladım. Uğur Ertekin bugüne ilişkin planı anlattı arkasından Haluk Hoca ‘mız ilk önce Hamsilos ‘a gidip Türkiye ‘nin küçük de olsa tek fiyordunu göreceğimizi söyledi. Yaklaşık 26 yıl önce görmüştüm. Küçük bir yer ama doğa harikası olduğunu hatırlıyorum. Hepimiz tek bir grup olarak yola koyulduk. Yaklaşık ½ saat sonra Sinop ‘un havaalanını geçerek Kuzeye açık olan sahil yolundan Hamsilos Doğal Parkı ‘na vardık.
Ağaçlar içinde bir bölge. Deniz küçük koylarda şekillenmiş.
 
Hamsilos 'da:-Aykut, Can, Haluk, Serdar, Işıl ve Cem

Hamsilos 'da:- Art Riders Academy sürücüleri

Hamsilos 'da.
Burada ½ saat kalıp Sinop ‘a dönen yola çıktık. Deniz kenarında, kumsalda açık bir çay bahçesinde çaylarımızı yudumladık. Sezonda faal olan bu yerler muhtemelen sezon dışında terk ediliyor ve ıssızlığa bürünüyor. Çay muhabbetinden sonra yola koyuluyoruz.

Bugünkü güzergahımız düz ve geniş asfalt yol. Sahil sahil Bafra, Samsun süreceğiz. Ekibin en arkasındayım. Böyle olunca etrafı seyreylemek için daha fazla fırsat var. Ancak zaman zaman öncü arkadaşları da kaçırdığım oluyor tabii ki. Çoğu zaman yolun sol cenahı uçsuz bucaksız Karadeniz. Hava puslu ancak çok sıcak gelmiyor bana.

Samsun ‘a yaklaşık 25 km kala sağ tarafta bir Petrol Ofisi ‘nde durduk. Burada güzel bir Akçaabat köftecisi var. Hep birlikte motorlarımız park ettik ve arkada, güzel ve geniş bahçede müstakil kameriyelerden birine oturduk. Akçaabat Köftesi kilo ile sipariş veriliyor burada. Yemeğe düşkün olan fakat hiç böyle göstermeyen sevgili Haluk hocamız kişi başına ½ kg gibi bir öneride bulundu. 15 kişiyiz. Sonunda 5 kg köfte sipariş edildi. Ancak
Enfes piyazlar ve salatalar sayesinde yaklaşık 1 kg köftemiz hiç yenmeden geri gitmek zorunda kaldı.

Yemek sonrası kahve, çay muhabbetinden sonra yola koyulduk. Rotamız Fatsa.
Fatsa ‘nın hemen 3-4 km öncesinde güzel bir otel varmış; Dolunay Hotel. Oraya gideceğiz ve dinlenme molası vereceğiz. Görenlerin söylediğine göre güzel ve hoş bir yermiş. Hakikaten vardığımızda ben de çok sevdim. O yola her gidene tavsiye edebilirim. Yemek molası verilebilir. Çay, kahve için durulabilir. Ve de mümkünse geceleyebilirsiniz.
Çamlar içinde arkadaki bahçesi sakin ve huzur verici. Önü hemen deniz. Karadeniz ‘in tadına varılabilir.

Burada, çamlarla denizin buluştuğu bahçede oturduk. Çaylar içildi. Yemek için erken ve Akçaabat Köfteleri nedeniyle burnumuza kadar doluyuz. Uzunca bir süre dinlendik ve sohbet ettik. Kalkıp hazırlandık ve sahil yolunu kullanarak Ordu yönünde devam ettik.
Bu yolun sathı güzel, virajlı ve kıvrımlı. Motosiklet için keyif veren bir rota. Buna alternatif olarak daha içerden giden bir otoyol güzergahı da var. Ancak benim tercihim Aziziye ve Perşembe üzerinden giden sahil yolu olacaktır.

Aziziye ve Perşembe üzerinden Ordu ‘ya geldiğimizde kalabalık bir trafik bizleri karşıladı.
Trafik ışıkları ve ışıklarda araçların birikmeleri bizleri yordu. Ordu ‘nun içinde yaklaşık 1-1,5 km trafik sıkışıklığında ilerledik. Ordu ‘nun çıkışında yol rahatladı. Giresun ‘a doğru sürüş yaptık. Yaklaşık 18:00-18:30 civarı Giresun ‘da otelimize yerleştik.
Otelin penceresinden Giresun


Giresun çok inişli çıkışlı bir yer. Otelimiz dikçe bir kısa yol üzerinde. 50 metre ötemizde eski bir binadan bozma Giresun Üniversitesi Rektörlüğü var. Otelin penceresinden Giresun sahili ve binaları görünüyor. Dik yokuşumuzun kaplaması Arnavut kaldırımı. Motorlar için biraz endişe verici bir zemin. Park etmek mümkün değil. Neyse ki 40-50 metre aşağıda kapalı bir otopark vardı. Oteldekiler bize park etmek üzere orayı ayırmışlar. Motorlarımızı oraya park ettikten sonra, otelin kibar ve nazik komisi çantalarımızı taşımakta yardımcı oldu.
Giresun 'da Otelimizin  sokağında bir bina.

Giresun 'da kaldığımız otelin tam karşısındaki kalaycı dükkanı

Giresun 'da kaldığımız otelin tam karşısındaki kalaycı dükkanı
Otelin içi ve tefrişi, odaların iç düzeni ve temizliği otele dıştan bakıldığındaki yargıları olumlu yönde değiştiriyor. Odaya yerleşip duşumu aldım. Hemen çıkıp kendime bir göz doktoru aradım. Zira 01 Ağustos ‘da evde başlayan küçük kılcal kanama sağ gözümün iç kısmına bayağı yayılmıştı. 19:30 ‘da hiçbir nöbetçi hekim bulamadım ancak sevecen bir nöbetçi eczacı hanım telefonla durumumu bir göz hekimine aktardı. Onun tavsiyesiyle bir göz damlası edindim.

Şehrin Gazi Caddesi ve çevresinde geze dolaşa diğer arkadaşların toplanarak yemeğe gittikleri restoranda doğru yürüdüm. Hava karardı. Sevgili Asiye ‘den gittikleri lokantayı öğrendim. Giresun ‘un Kumyalı Cumhuriyet Parkı ‘nda güzel bir lokantaya gittik. Deniz kenarında havadar ve açık bir yerdi. Tavsiye olunur.

Enfes balık ve deniz ürünü ağırlıklı yemekten sonra ve rakıları da keyifle içerek yürüyerek otelimize çekildik. Yaklaşık 1 km ‘nin biraz üstünde bir yürüyüş yemekten sonra iyi de geldi.


Uyku ve yarının virajlı ve uzun günü için dinlenme.

17 Ağustos 2015 Pazartesi

Motosikletle KARADENİZ Kıyısı :- İstanbul....Artvin


2.Gün/Day 2: 02.08.2015  Pazar / Sunday
MOTOSİKLETLE KARADENİZ Gezisi / By MOTORCYCLE to the BLACK SEA
Amasra (Bartın) >>Sahil Yolundan>>Sinop   (330 km)

Uyandık ve kaldığımız Kirazlar Tatil Köyü ‘nün havuz başında ortalama bir kahvaltı yaptık.
Bugün tamamen Karadeniz sahil yolunun virajlı ve canlı yollarının tadını çıkaracağız. Hava sıcak ve biraz da nemli. Karadeniz için normal hava koşulları. Tabii bazı zamanlarda bunu yağmurun tamamlaması da gerekiyor. Kahvaltı sonrası motorlarımızı hazırladık ve bugün 2 grup halinde süreceğiz. Uğur Ertekin ‘in liderliğindeki 2. Gruptayım. Ben, Işıl, Egemen, Serdar ve Efe birlikteyiz. Işıl ve Egemen‘in motoru hariç hepimizin 1200 cc mertebelerinde motor kapasitesi var.

Sol yanımızda Karadeniz olarak yeşillikler içinde ine çıka ve virajların tadına vara vara sürüş yapıyoruz. Bu arada eğitim amaçlı bu gezinin gözlemli sürüşleri tamamlandıkça yol kenarında uygun yerlerde durup mütalaasını yapıyoruz. Çeşitli çeşme başları, köy kahveleri duraklama ve dinlenme yerlerimiz.

Durak yerlerimizden biri Kurucaşile. Ahşap tekne imalatıyla bilinen bu şirin köy tam deniz kıyısında. Akan derenin döküldüğü yere yakın, tam köprünün yanı başında bir kahveye oturduk. Az şekerli bir kahve söyleyesim geldi; hevesim kursağımda kaldı.Türk kahvesi olmuyormuş. Eleştirilecek bir durum. Ekonomik olduğundan insanlar çay içiyor başka bir şey içmiyor anlaşılan.

Bundan sonra hem eğitim mütalaası hem de dinlenme amaçlı olarak Cide ‘ye bağlı, Giderus Koyu ‘nda durduk. Cide ‘ye daha 6-7 km var gibi. Bir iki kıyı lokantası var burada. Salaş yerler, ama samimi ve dost insanlar işletiyorlar.Ana yoldan yaklaşık 600-700 metre denize doğru inen bir yolu var. Koyun denize bağlanan ağzı pek görünmüyor. Göl gibi bir görüntüsü var. Nefis bir manzara.

Giderus Koyu

Giderus 'daki yaşlı adam


Yaşlı amca fotoğraf çektirmeye çok meraklıydı.
Karnımız ufak ufak acıktı. Aslında öğle yemeğini İnebolu ‘ya planladık. Bu nedenle çayla
birlikte ekmek arasına hafif bir sandviç yaptırıp yarım yarım paylaşıyoruz. Konuşmamız bitince  gözlemli sürüş yapılarak bir sonraki durak noktasına hareket edeceğiz. Bu defa Uğur Ertekin beni izliyor. Ben öndeyim ve Uğur Hoca adeta artçısı Asiye Piliçer ‘le birlikte benim gölgem gibi. Tabii izleniyor olmanın heyecanı ve tedirginliği de benim üzerimde.

Benimle ilgili yorumları almak ve sürüşün kritiğini yapmak üzere yaklaşık 30-35 km ötede bir köy içinde durduk. Çayların eşliğinde Uğur Hoca ‘nın hakkımda yaptığı yorumları ve dile getirdiği olumlu görüşleri beni cesaretlendirdi. Bir kamyonetin sollanması sırasında “sistem” gereği yapmam gereken Pozisyon-Hız-Vites sıralamasını hatalı yapmış olmam ve kamyoneti pozisyondan önce hızlanarak geçmeye çalışmam nedeniyle eleştirildim.
Unutmamak gerek !!!

Bundan sonraki sürüşte arkamda Egemen ve Işıl olmak üzere yola devam ediyorduk ki
bir yerlerde hemen arkamda Egemen ‘in aniden durduğunu gördüm. Ben de 10-15 metre ilerisinde durdum. Kolunu arı sokmuş. İğnesini çıkardık. Acısını dindirmek için arı zehirinin panzehiri olarak Egemen ‘e vücudunun doğal olarak ürettiği amonyağı kullanmasını tavsiye ettim. Şaşırdı ama uyguladı. Rahatlamış olduğunu sonra dile getirdi.

Bu şekilde İnebolu ‘ya vardık. İnebolu ‘da deniz kenarında bir sahil lokantasında mola verdik. Karadeniz ‘in dalgaları hemen önümüzdeki kumlu sahili dövüyordu. Hava sıcak ve nemliydi. Buraya özgün özel bir köfte varmış. Salatayla onu sipariş ettim. Tüm grup bir aradaydık. Önceki grup yemeğini yemiş dinlenmekteydi. Hep birlikte sohbet eşliğinde yaptığımız yolu değerlendirdik.

ART Riding Academy grubu İnebolu 'da.
Bu arada eğitmenimiz Haluk Hızlan ‘ın İnebolu ‘da doktorluk yapan arkadaşı da bizimle oldu. Daha evden çıkarken başlayan sağ gözümdeki kanlanmayı gidermek için İnebolu ‘dan, eczaneden bir damla almak üzere bizimkilerden biraz önce hareket ettim. Durumu bizimkilere bildirdim ve onlarla İnebolu ‘nun yaklaşık 2 km çıkışında benzin istasyonunda buluşma noktasında bekleyeceğimi söyledim.

İlk önce İnebolu ‘dan göz damlası aldım ve sonrasında da  benzin istasyonuna gittim.
Benzinimi doldurdum ve bizimkilerin gelişini bekledim. Benzin istasyonunda yeni bir bilgilendirme yapıldı. Uğur Ertekin, beni ve Efe ‘yi ön gruba ekledi ve bu gruba kendisi
liderlik yaptı.

Çatalzeytin, Türkeli ve Ayancık devamıyla bahçelerin ve nefis manzaranın içinden Sinop ‘a doğru yol aldık. Ayancık 'da mola verdiğimiz son benzincide (Özdemirler Petrol Ofisi) artık hava kararmaya başlamıştı. Bir de Karadeniz ‘in yağmuru kendini gösterdi. Sinop ‘a kalan yaklaşık 60 km ‘mizi yağmurlu ve karanlık bir havada yaptık.

Sinop ‘a çok yaklaştığımızda, düzgün yolların başladığı bir noktada tüm ekip buluştuk ve kalacağımız otele Uğur Hoca ‘nın liderliğinde ulaştık. Güzel bir duştan sonra Sinop ‘un merkezine taksiyle gittik. Sinop ‘a en son 1988-89 ‘da gitmiştim. Sinop ‘un çok değiştiğini ve hatta eski sükûnetinin ve yapısal görüntüsünün artık kalmadığını itiraf etmeliyim.

Söylenenlere göre imar planlarında çok büyük değişiklikler yapılarak binalar yüksek ve sıkışık bir düzende yapılmış. Sokaklar yeterli değil.


Daha sonra taksiyle otelimize döndük ve uyku.

16 Ağustos 2015 Pazar

Motosikletle KARADENİZ Kıyısı :- İstanbul....Artvin

01  ila 09 Ağustos  2015 arasında planlanan bir Karadeniz Turu 'na katılmaktan dolayı çok mutluyum. Bu defa yalnız değilim. Art Riding Academy tarafından düzenlenen bir grupta yer alacağım. Sevgili Asiye Piliçer, Eğitmenlerimiz Uğur Ertekin ve Haluk Hızlan 'ın gözetiminde ve mihmandarlığında yaklaşık 9 günde turumuzu tamamlayacağız.

1.Gün / Day 1 : 01.08.2015 Cumartesi / Saturday
İstanbul >>>>Amasra (Bartın)   474 km
Motosiklet : R 1200 GS - 2015  

İstanbul ‘da sıcak bir gün başlıyor. Bir gün önceden motoruma yönelik tüm hazırlıklarımı yapmıştım. Çantalar hazırlanmış ve yerlerine konulmuştu. Motorun teknik kontrollerini de dün akşamdan tamamlamıştım. Sabah 07:00 gibi uyanıp biraz kahvaltıdan sonra giyinip motorumun başına gittim. 10 gün önce satın aldığım BMW 1200 GS (2015 Model)
motosikletimi uzunca bir gezide deneme fırsatım olacak. Geçen sene diğer motorla (Yamaha 1200 Super Tenere) 12,500 km yapmış ve sıkıntı yaşamaksızın eve dönmüştüm.
Bakalım bu defa nasıl bir seyahat olacak?


ART Riding Academy ‘nin diğer katılımcılarıyla ve eğitmenlerimizle buluşma yeri, TEM Otoyolu üzerinde, Pendik civarında yer alan OPET Mehmetçik Benzin İstasyonu.
08:30 ‘da “teker döner” diye belirlenen çıkış saatine uygun olarak evden çıktım.

Gayet uygun bir saatte vardım. Benzin aldım ve lastik havalarını tekrar bir kontrol ettim.
Sonra da diğer motorların olduğu açık park yerine motorumu park ettim. Diğer arkadaşların birçoğu buradaydı. Hatta geziye katılmayacak olan birkaç dost da bizi yolcu etmek üzere buraya gelmişlerdi. 2011 senesinde yaptığımız GAP Turu ‘nda dost olduğumuz Medet Şir de bizi yolcu etmek üzere gelmişti.

Kahvaltı yapanlar oldu. Birkaç çay eşliğinde sohbet oldu. Mersin ‘den katılacakların dışında herkes burada toplandı. 10:30 gibi eğitmenimiz Uğur Ertekin bilgilendirme yaptı.Grup halinde sürüş yapacaktık. Hedefimiz otoyol üzerinde kalarak Bolu ‘nun Mengen ilçesine ulaşmak ve orada öğle yemeği yemekti.

11:00 ‘e doğru yola çıktık. Eğitmenlerimiz Uğur Ertekin ve Haluk Hızlan dâhil olmak üzere
toplam 9 motor ve iki artçıyla birlikte 11 kişiydik. Standart ve tekdüze bir otoban yolculuğu ve yol üzerinde yakıt takviyesi nedeniyle bir-iki duruştan sonra Mengen ‘e geldik. Mengen Mersin ‘den gelecek ekiple buluşma yeri aynı zamanda.

Şehir merkezine hiç uğramadık, girişinde yol üzerinde bir lokantada buluşma gerçekleşti.
Bu lokantanın et yemekleri ve lezzetleri güzeldi. Ahşaptan yapılmış dışarıdaki kamerya tarzı yemek yerlerinde oturduk ve muhabbet içinde öğle yemeğimizi yedik. Usulden sanırım, yemekle birlikte bal ve tereyağı da veriyorlar.

Burada bize dört motorla katılan Mersin ‘li dostlarla (Ali İhsan, Can, Çetin ve Aykut) birlikte
Toplam 13 motor ve 15 kişi olduk. İki ayrı sürüş grubuna ayrılarak Bartın üzerinden Amasra ‘ya doğru yola çıktık.

Görüş ve yollar güzel ancak hava sıcak ve gittikçe de nem yüzünden bunaltıcı oldu. Bartın ‘la Amasra arası yollar hem orman içinden hem de kavisli bir şekilde bizi hedefimiz ulaştırdı. Amasra ‘ya iniş virajlı ve dik. Karadeniz ‘in pusu buralarda çok belirgin. Manzara güzel ancak görüş derin değil.

Amasra ‘ya inerken yaklaşık 5-6 km kala, sağda, dağın üstünde “Kirazlar Tatil Yerleşkesi” nde kaldık. Gömü Köyü ‘nün sınırları içinde ve tepede yapılmış yeni bir tatil köyü havasında bir yer. Fakat motorla zorlayıcı bir girişi var. Dik ve zemin düzensiz. Zaten otel de henüz çok yeni açıldığı için bazı inşaat ve yapım faaliyetleri sürüyordu.


Tabii grup olarak ilk önce kaptırdık aşağıya, Amasra ‘ya kadar indik. Hafta Sonu olması nedeniyle insanlar hücum etmişler. Zaten dar olan yaşam alanı ve yollar iyice kalabalık.
Motorlarla limana kadar indik. Bizden önceki grup (Uğur Hoca liderliğinde olanlar) limanın oralarda bir yerlerde çay içmişler. Biz varınca hep birlikte kalacağımız yeri bulma gayretine düştük. Otelin yerini tam tespit edemediğimizden Uğur Hoca ‘nın önderliğinde ilk önce yaklaşık bir 20-25 dakikalık Amasra çevre turu yaptık. Sonunda daha önce önünden geçerek Amasra ‘ya indiğimiz Kiralar tatil Yerleşkesini el birliğiyle bulduk ve saat 18:30-19:00 civarı yerleştik. Hemen havuzda serinlemeye gittim. Havuz başında başlayan nişan
Hazırlıkları eşliğinde kısaca bir havuz sefası yaptım ve sonra akşama, Amasra ‘ya iniş için
toparlandım.
Kaldığımız otelden Gömü Köyü üzerine bakış
 Akşam çağırdığımız taksilere binerek Amasra ‘nın Merkezine indik. Taksilerden inip küçük bir yürüyüşle hemen denize bakan “Mustafa Amca ‘nın Balık Yeri” ne ulaştık. Rezervasyon yapılmamış olmasına rağmen alt katta kapalı kısımda bize hızlıca bir masa hazırladılar.
Sanıyorum adı Mete ‘ydi işletme müdürünün. Çok dostça ve yapıcı davrandı.

Balıklar enfesti. İlk önce adeta yusyuvarlak bir tabağa dizilmiş ve tabakla birlikte (şekil bozulmasın diye) kızartılmış mezgit tava yedik. Bu arada buralara has olan iskorpit tava yedik. Salatalar ve kalamarlar da nefisti hani.

Yemek sonrası ise hemen bu lokantanın bitişiğinde yer alan diğer bir lokantanın iskele platformu üzerinde kahve ve bira için oturduk. Ben küçük ve kısa bir yürüyüş yaptım ve Ceneviz köprüsünü, Küçük Limanı görme fırsatım oldu. Daha sonra katıldım.

Buradan kalkıp yine taksilerle yukarıda yaklaşık 5-6 km uzaktaki otelimize çıktık.
Amasra ‘daki taksiler toplam 6 kişi taşıyabilecek gibi station wagon tarzı. Duruma göre arkadaki iki kişilik koltuğu açıyorlar ve 6 kişi yolculuk edebilir.

Yarınki sürüş virajlı sahil yolundan. Uyku saati.



26 Haziran 2014 Perşembe

MOTOSİKLETLE İPEK YOLU ‘na / By MOTORCYCLE to the SILK ROAD

MOTOSİKLETLE İPEK YOLU ‘na  /  By MOTORCYCLE to the SILK ROAD
34. Gün (Son gün)  /  Day 34 (Last day)  : 18.06.2014 Çarşamba/Wednesday
Ovasaray Köyü Amasya (TR) >>> Eve dönüş

Yapılan km :  716

Bugün eve dönüyorum. Evimi, ailemi, köyümü, arkadaşlarımı, işimi ve tümüyle sistemimi özledim. 34 gün aradan sonra ulaşacağım. Son etap uzun olacak ama yol ve güzergah rahat ve konforlu.

Sabah Ovasaray Köyü ‘nde, Ayşegül ve Hatice ‘nin çiftlik evinde uyandım. Deliksiz bir uyku çekmenin huzuru içindeyim. Eşyalarımı toparladım ve motosikletin çantalarını yerleştirdim. Bir gece önceden mutabık kaldığımız üzere Zeki ‘ve eşi Sevim ‘in balkonunda kahvaltı yaptık. Sevim kendi yaptığı peynirlerden, kendi serasında yetiştirdiği domates ve salatalıklardan koymuş sofraya. Bir de sabah sabah köfte ve patates kızartmış. Gerçek anlamda bir köy kahvaltısı bu demek herhalde. Güzelce karnımızı doyurduk.

Daha sonra motor kıyafetlerimi giymek üzere öbür eve geçtim. Tam anlamıyla hazırlandım ve motorun donanımını kontrol ettim. Zeki ve karısı Sevim ‘le vedalaştım. 08:30 gibi Ovasaray ‘dan yola çıktım. İlk amacım Amasya ‘da Yeşilırmak kenarında küçük bir kahve molası vermek. Bu mola yorgunluk nedeniyle olmayacak. Amacım Amasya ‘yı yakından görüp bir iki fotoğraf çekmek.

Yine Eryatağı ilçesi üzerinden Amasya ‘ya geldim. Ana yoldan Yeşilırmak kenarına doğru geçtim. Ağaçların gölgelendirdiği dar yoldan Amasya ‘nın merkezine doğru sürdüm. Güzel bir kahvehane buldum. Elma Café. Yol üzerinde ve park gibi bir bahçesi var.  Bir az şekerli kahve sabah sabah iyi gitti. Karşımda Yeşilırmak sırtlarında kaya mezarları görünüyor. Bir de ırmağın kenarında “Yalıboyu” evleri.







Fazla vakit kaybetmeden yola koyuldum. Güzergâhımda Suluova, Merzifon, Osmancık var. Hava çok güzel ve sürüş için sıcak değil. Yağmursuz açık bir havada motosikletimi sürüyorum. Osmancık pirinciyle meşhur bir ilçemiz. Yolun kenarındaki çeltik tarlaları sular altında. Yeşillikler ve manzara hoş.

Yaklaşık 11:45 gibi Kurşunlu yakınlarında bir dinlenme tesisinin önünden geçerken 3 motor fark ettim. Karnım da acıkmıştı. Hem durayım hem de motorcularla sohbet ederim diye düşündüm. Güzel, küçük bir lokanta var. Kuyu kebabı da yapmışlar. Lokantanın dışında oturmakta olan üç Hollandalıyla merhabalaştık. İçeri girip bir kuyu kebap ve salata söyledim. İçmek için de bir Ice Tea. Onlar soğuk bir şeyler içiyordu. Onlara yakın olan masaya oturdum.

Hollanda ‘dan kendi motorlarıyla çıkmışlar. Biri kadın olan grubun yaş ortalaması aşağı yukarı 50-52 gibi. Kadın ve bir erkek yaklaşık 55 yaşlarında gibi gösteriyor. Diğer erkek se 40-45 yaş aralığında gibi. Hedefleri Bişkek ‘miş. Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan yapacaklarmış. Kadın motorunu Bişkek ‘de birisine satacak ve ülkesine uçakla dönecekmiş. Erkekler ise motorlarını Bişkek ‘de muhafaza edecekler ve bir süre sonra tekrar gelip, motorlarla Moğolistan ‘a devam edeceklermiş.

Bir süre hem kuyu kebabımı yedim hem de onlara bahsi geçen güzergahta yaşadığım bazı olayları anlattım. Can kulağıyla ve istekle dinlediler, sorular sordular. Ne de olsa aynı güzergahı onlardan hemen önce yapmıştım ve bilgiye ihtiyaçları vardı.

Ben yemeğime devam ederken onlar hareketlendiler ve hazırlanıp yola koyuldular. Çorum ‘a Boğazkale ‘ye gideceklermiş. Amasya ‘yı görmelerini hararetle tavsiye ettim. Çayımı içerken lokantanın sahibiyle sohbet ettik. Adamcağız bizlerin, özellikle yabancı motorcuların bir şeyler aramak için seyahat ettiğimizi düşünüyor. ‘Seyahat etmek uçakla olur’ diyor. ‘Ne gerek var bu motosikletlere ?’ diye ekliyor.

Burada 42 dakika kalmışım. Yola koyuldum. Amacım Gerede ‘den otobana bağlanmak. Akşam vakitlice eve varırsam, Ömer ‘in tiyatro gösterisine yetişebilirim belki. Yol ve hava koşulları gayet güzel. Bir müddet sonra Gerede ‘den TEM yoluna giriş yaptım. Bundan sonra benzine kuvvet. 100 km ‘de 6,3 litre benzin yakabiliyor motor.

Bolu ‘nun batı çıkışından çıktım. Bir radara yakalanma ihtimalinden korktum ve erken çıkış yaptım. Bir müddet eski karayolumuzdan devam ettim. Bolu Dağını tırmandım ve indim. Böylece hem gelişte hem dönüşte tüneli kullanmaksızın vakur Bolu Dağı ‘nın mahzun bakışları içinde geçmiş oldum. Düze indiğimde, Kaynaşlı ‘da benzin aldım ve tekrar TEM yoluna giriş yaptım. Biraz hızlıca yola devam ettim. Malum İzmit ‘e yaklaşırken yol sıkışıyor. Neyse ki motor kendine gidecek güzel kanallar buluyor.

16:45 gibi evdeyim. Çok şükür sağ salim evime ulaştım.
Bundan sonra "Motosikletle İpek Yolu 'na" seyahatime ilişkin özet sayfa veya headlights yayınlayacağım. 

Sabırla izleyenlere teşekkürler...Bir başka seyahatte buluşuruz.



23 Haziran 2014 Pazartesi

MOTOSİKLETLE İPEK YOLU ‘na / By MOTORCYCLE to the SILK ROAD

MOTOSİKLETLE İPEK YOLU ‘na  /  By MOTORCYCLE to the SILK ROAD
33. Gün  /  Day 33  : 17.06.2014 Salı/Tuesday
Erzurum (TR)>>>Ovasaray Köyü Amasya (TR)

Yapılan km : 602

Türkiye ‘deki ilk istirahat mekanım Erzurum ‘da, otelde kahvaltımı yaptıktan sonra ayrıldım. Kahvaltı Erzurum ‘a 8. kattan bakan restoran katında. Çok çeşit içeren açık büfe kahvaltı var. Bugün erken kalkma gereği duymadım. Üzerimde pek bir stres kalmadı. Rahatlamış ve dinlenmiş durumdayım. Saat 09:15 gibi otelden hareket ettim. Az ilerideki benzinciden benzin aldım. Hava açık. Çok sıcak değil. Motorla sürüş için çok uygun koşullar.

Rotamda Erzincan var. Yaklaşık 200 km çekiyor. Yollar çok güzel. Yolun sathı iyi. Kimi yerlerde virajlar ve inişler/çıkışlar var. Eğlenerek sürüş yapıyorum. Tam öğlen saatlerinde Erzincan ‘a girdim. Erzincan sağlı sollu binalar ve dükkânlarla örülü. Erzincan ‘da temiz ve yıldızlı otel çok var. Bakımlı bir şehir görünümünde. Temiz ve aydınlık bir şehir. Yolun kenarında şehrin merkezinde Safir adlı bir lokanta cezbetti. Gölgelik temiz bir lokanta. Geniş kaldırımı da sulamışlar. Hemen motorumu geniş kaldırıma, ağaç gölgesine çektim. Dışarıdaki masalardan birine oturdum. Patlıcanlı kebap, şalgam suyu, az pilav. Nefis gitti. Üstüne de 2 bardak çay.

Tekrar yola koyuldum. Refahiye ‘den sonra Amasya istikametini alacağım. Amacım Amasya ‘da, Ovasaray Köyü ‘nde Ayşegül ve Hatice ‘nin çiftlik evinde gecelemek. Onlar burada yoklar ama Kahya Zeki var ve onunla muhabbetimiz iyi.

Bu arada Muhasebe Sorumlumuz Pınar telefonla bana ulaştı ve Tokat ‘ın Reşadiye ilçesinde yol üzerinde bulunan köylerine uğramamı önerdi. Babası ve annesi köyde beni beklemekteymişler. Çay molası yapabileceğimi söyledim ve yola devam ediyorum.

Suşehri ‘nden benzin aldım. Temiz ve bakımlı bir Total Benzin istasyonu. Pompacı çocuklara birer dondurma ikram ettim birlikte yedik. Benim için de 22-23 dakikalık bir mola oldu.

Yola koyuldum. Koyulhisar ‘a geldiğimde Pınar ‘ı aradım. Yaklaşık 35 km sonra da Pınar ‘ların köyüne geliniyor. Babası beni yol kenarında el ederek karşılayacak. Bir süre sonra
Pınar ‘ın Köklü Köyü ‘ndeyim. Babası ve annesi bana çay ikram ettiler. Sohbet ettik biraz.
Yaklaşık 1 saatlik bir dinlenmeden ve sohbetten sonra vedalaşarak ayrıldım.

Bir süre sonra Niksar sapağına 3-4 km kala bir radara yakalandım ve ceza yedim. Yaklaşık 17:30 gibi Amasya Şehri merkezindeydim. Ovasaray Köyü şehirden yaklaşık 11-12 km daha Güneyde. Benzin alarak motorumu o taraf doğru sürdüm. 
Mısır Diyarı Ovasaray Köyü
Navigasyon cihazında Ovasaray Köyü rahatlıkla bulunuyor. Köye girdiğimde, Zeki ‘lerle karşılaştığımda saat yaklaşık 19:00 ‘du.



Bir süre oturduk, çay içtik ve sohbet ettik. Daha sonra Ayşegül ve Hatice ‘nin evine geçtim.
Soyunup dökündükten sonra iyi bir duş aldım. 602 km ‘lik yolun yorgunluğunu üzerimden kısmen attım. Sonra Zeki ‘lerin evinde yemeğe oturduk. Eksik olmasınlar çok iyi misafir ettiler.
Ovasaray Köyü Amasya ‘nın Güneyinde çok mümbit bir ovada yer alıyor. Mısır, buğday ekimi verimli bir şekilde yapılıyor. Ancak bu sene kuraklıktan dolayı ekinler pek gelişmemiş. Zeki hem üzgün hem de mahcup. Sanki onun hatasıymış gibi.

Uykumuz geldi. Ve bana ayrılan odaya uyumaya çekildim. Sabah uyanınca hedef İstanbul. Yaklaşık 700 km ‘lik bir yol beni bekliyor.


22 Haziran 2014 Pazar

MOTOSİKLETLE İPEK YOLU ‘na / By MOTORCYCLE to the SILK ROAD

MOTOSİKLETLE İPEK YOLU ‘na  /  By MOTORCYCLE to the SILK ROAD
32. Gün  /  Day 32  : 16.06.2014 Pazartesi/Monday
Sınır Kapısı Bazargan (İran) / Gürbulak (Türkiye)>>>Erzurum

Yapılan km : 323

Sabah 06:00 gibi TIR ‘ın içine doğan güneşle uyandım. TIR ‘ların önleri tam Doğu ‘ya bakıyor. Aynı saatlerde TIR Parkında bir hareket başladı. Gece boyunca eritilen gümrük kuyruğuna buradan TIR almaya başladılar. İran gümrüğünde işler yavaş yürüyor. TIR ‘lar eğimli bir yolda yokuş yukarı kuyruğa giriyorlar ve işlemler yapıldıkça yukarıya doğru ilerliyorlar.
Hayatımı rahatlatan TIR 'lar
Sabahın erken saatlerinde toz duman içinde olan TIR Parkında ‘ndan ayrıldım. Saat 07:00 ‘de Polis merkezinde olmaya söz vermiştim. Bizimkiler hala uyuyorlar. Sadece Mehmet uyanmıştı. Ona gideceğimi söyledim ve bizimkilere selamlarımı iletmesini rica ettim.
TIR Parkının kapısının dışından geçen yola çıktım. Bir otomobil durdu ve beni aldı.
Gümrüklü alanın girişine kadar gittim. Yaklaşık 300 metre yürüdüm ve Polis Merkezindeyim. Motoru kontrol ettim ve motorun çantalarını tekrar motora taktım. Çantaların başına bir şey gelmesin diye bir gün öncesinde çantaları söküp Polis Merkezi ‘nin içinde muhafaza etmiştik.

Her şey yolunda görünüyor. Bir aksilik veya eksilme yok eşyalarda ve motorda. Henüz kahvaltı etmemiştim. Dünden nöbette olan polislerle merhabalaştık. Bana kahvaltı olarak bisküvi ikram ettiler. Yeni yapılmış çaydan da almamı söylediler. Sabah sabah iyi geldi. Polislerden biri mollalara karşı. TV 'deki konuşan mollaya atıp tutuyor. Bu arada saat 09:00 ‘a doğru yeni günün polisleri gelmeye başladılar. Nöbet değişimi var. Burada polisler 24 saat hizmet yapıp 48 saat dinleniyorlar. Yeni gelen polislerle de tanıştım. Benim durumumu ve burada bekleme nedenimi yeni gelenlere anlattılar.

Yeni gelen polislerden biri, Reza Ş. yaklaşık 32-35 yaşlarında. Erzurum Üniversitesi ‘nde İngilizce Dili üzerine master yapmış. Gayet güzel Türkçe konuşuyor. Onunla iyi bir muhabbet ortamı oluştu. Polislikten pek memnun görünmüyor. Uluslararası ticarete geçmek istiyor. İran ‘dan dışarıya mermer ve granit satmayı arzuluyor. Karşılıklı e-mail ve telefonlarımızı aldık. Kendisine bazı bilgiler aktaracağımı söyledim. Pek memnun kaldı.
Polislikten aldıkları ücret 300.-USD mertebesindeymiş. Yeterli olmuyormuş.

Bu arada ben Urumiye Konsolosluğumuz ‘dan Ömer bey diye biriyle görüştüm. Ona durumu tekrar özetledim. Bazargan Gümrük Müdürü Abbaspur ‘u arayacaklarını özel olarak benim işlemlerimi hızlandırmak için rica edeceklerini söyledi. Umutlandım.
Yaklaşık ½ saat sonra bana geri dönüş yaptı. Herkesin haberdar olduğunu özellikle Abbaspur ‘un konuyu bizzat takip ettiğini ve Sarakh ‘dan gelecek cevabı hızlandırmak için çabaladıklarını anlattı. Bana beklemekten başka yapacak bir şey olmadığını söyledi.

Derken İran saatiyle 10:40 gibi muameleci İsmail geldi. Bana bir dilekçe daha yazmamız gerektiğini söyledi. Bugün ½ saat içinde beni göndereceklerine dair kuvvetli ifadeler kullandı. Farsça bir dilekçe yazıldı. Ben imzaladım. Bu dilekçeyle birlikte yukarıya, Bazargan Gümrük Kapısına çıktık. Ben motosikletimi de alarak çıktım ve orada tam araç çıkış kapısının ağzına park ettim. Muameleci İsmail ve dünden tanıdığımız kafası kel olan istihbaratçıyla birlikte işlemler için birlikte koşuşturuyoruz. Bu arada dünden tanıştığım Gümrük Müdür Muavini beni gördü. İşlemlerin olduğunu az biraz daha sabretmem gerektiğini söyledi. Diğerlerine bazı talimatlar vererek onları yönlendirdi. Benim işlemler tüm hızıyla yürüyordu. Dünle bugün arasında sanki bir şeyler fark etti. Pasaport çıkış mührümün tarihi dünü gösteriyordu. Bir aksilik olmasın diye bu iptal edilerek bugünün tarihiyle çıkış mührü basıldı. Sonra bizim muameleci İsmail ‘e bir 100.-USD vererek onların zahmetinin karşılığını da ödemiş oldum. Kapıdan beni Türk tarafına uğurladılar ve artık Gürbulak tarafındaydım.

Bizim tarafta pasaport girişi ve araç giriş işlemleri yapıldı. Bizim memurlarımız hem daha bakımlı ve şık, hem de modern görünümlü. İran ‘dan ve diğer gezdiğim ülkelerden çok farklı bir görüntü var. Yaklaşık 40 dakikada motorun çantalarına da bakıldıktan sonra çıktım ve Doğubayazıt ‘a doğru yol almaya başladım. Bu yolu 2012  Ağustos ‘ndan çok iyi hatırlıyorum.
Gürbulak 'dan Ağrı Dağı

Ağrı Dağı önünde
Doğubayazıt, Diyadin ve Taşlıçay. Taşlıçay ‘a girişte yolun kenarında Kavurmacı Hikmet Usta diye bir yer var. Nefis kavurma, haşlama v.s Hararetle tavsiye edilir. 2012 ‘de de yemiştik burada. O zaman Ağrı Dağı tırmanışı sonrası dönüş yaparken yemiştik. Hava güzel, zaman zaman bulutlar yürüyor ama gökyüzü gülüyor ve hava sıcak değil. Motorda seyahat için koşullar çok uygun.

Ağrı ‘dan sonra rotamı Erzurum ‘a çevirdim. Niyetim bu gece Erzurum ‘da konaklamak.
İpek Yolu rotasında değilim ama eve dönüş için bundan daha uygun güzergah yok. Türkiye saatiyle 16:30 gibi Erzurum ‘dayım ve kalacak otel aradım. Şehrin içinde Hotel Dilaver ‘i buldum. Geceliği 80.-TL ve kahvaltı dahil.  Merkezde bir otel. Kaldırımı ise motoru park etmek için uygun. Göz önünde ve otelin bakış alanı içinde bir yer.

6. katta odama yerleştim. Güzel bir duş alıp dışarı çıktım. Otelden çıkıp yukarıya doğru yürüdüm. Amacım Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer alan bazı eski eserleri, binaları görmek. Kaldırım üzerinde küçük taburelerde oturup iki çay içtim. Erzurum ‘da çayhaneler çok yaygın. Meydana geldiğimde yağmur döktürmeye başladı. Kısa süreli bir sağanak geçti. Bir pasaja sığındım. Bu pasajda bir dükkandan oltu taşından yapılmış tespih satın aldım.




Yağmur geçince dışarı çıktım ve meydandaki üstü kapalı medresenin fotoğraflarını çektim.
Cumhuriyet Caddesi boyunca yürüdüm. Az ileride solda küçük bir cami ve devamında sağda Ulu (Atabey) Camisi var. Ulu Cami ‘nin mimarisi çok enteresan. 1179 yılında Saltuklular tarafından inşa edilmiş. Birçok restorasyon geçirmiş. Caminin imamı bana rehberlik etti ve cami hakkında değerli bilgiler verdi. Akustiği ve kolon aksları öne çıkan özellikleri. Ön (kuzey) cephesinde 3 kapısı var ve yan (doğu) cephesinde 2 kapısı var. Fazla detay vermeyeceğim. Araştırmaya ve hatta yerinde görmeye değer.
Ulu (Atabey) Camisi
Ulu (Atabey) Camisi:-Ana sahın (koridor)

Ulu (Atabey) Camisi-Ahşap Kırlangıç Kubbe
Ulu (Atabey) Camisi-Ana minber


Ulu (Atabey) Camisi-Doğu/Batı Sahın
Erzurum ‘ın çifte minaresinde restorasyon vardı. Uzaktan görmek mümkün oldu. Hava karardığı için meydana geri döndüm. 
Erzurum Çifte Minare
Yegör Lokantası ‘nda Çağ Kebap yedim. Lezzetli ve güzel servis var. Tavsiye olunur. ‘Dur’ diyene kadar çağ kebap tek tek şişler halinde tabağınıza getiriliyor. Yanında salata ve acılı ezme sunuluyor. Bir de Erzurum 'a özgü kadayıf sarma gibi bir tatlıları var. tatlı sevenlere tavsiye olunur. 

Buradan çıkıp otele giderken bir berbere girdim. Saç tıraşımı Erzurum ‘da oldum. Erzurum ‘da gözüme çarpan berberlerin fazlalığı. Şehirde yürüyüşüm sırasında bir çok berber dükkanına rastladım. Tıraş olmak aklımda yokken berbere oturmuş oldum.

Daha sonra otelime döndüm ve odama çekildim. Yarınki etap Amasya ‘da son bulacak.